Anasayfa Kadın İki kadının düşündürdükleri

İki kadının düşündürdükleri

Perşembe, 08 Haziran 2017 14:28
Yazdır PDF

songülAyşe Deniz Karacagil 29 Mayıs’ta, 24 yaşında, Rakka’da emperyalistlerin özel gücü DAİŞ’e karşı giriştiği savaşta aramızdan ayrıldı. Genç yaşına rağmen ezilenlerin, bilimin-aklın, vicdanın ve sevginin yanında safını belirledi. O bazılarına göre bir kahraman, bazılarına göre PKK “kuyrukçusu”, kimine göre ise “kevaşe” olarak tanımlandı.

31 Mayıs’ta Şırnak’ta ölen Yarbay Songül Yakut Dersimli tanınmış bir ailenin kızı. “Fetöcü”lükle suçlanmış ve Ergenekonculara karşı düzenlenen Balyoz davasında açığa alınmış, sağlam bir Kemalist. Ailesinin solcu gelenekten gelmesi ve Deniz Gezmiş’e olan sempatisi, ordu içinde askerlere insan muamelesi yapması, komutan Songül’ün resimlerinin Deniz Gezmiş’le birlikte sosyal medyada yayınlanması ‘sosyalistler’ arasında bile sempati yaratmış, taziyelerini bildiriyorlar ve bu sempatinin-empatinin yayılmasına aracı oluyorlar.

Evet, ama “İyi bir insandı” diyorlar.

Günümüzde iyi bir insan olmanın kriteri nedir? Nasıl ölçülür?

Birçok azılı faşistin ve düşüncenin içinde bile çiçekleri, böcekleri seven hatta birçok insana da yardım etmiş, doğayı koruyan, kadın haklarını savunan insanlar-eğilimler vardır. Sorun, içinde bulunduğu savunduğu düşüncenin hizmet ettiği sınıf ve doğurduğu sonuçlardır. Bu sonuçların onu rahatsız etmemesi ve kendisinin haklı olduğuna içten inanması ve bunu görev bilmesidir. Vicdanını “Ama onlar terörist” diyerek rahatlatmaya çalışmasıdır. İş, toprak mülkiyeti (vatan), özel mülkiyet olunca işte o zaman bu iyi insanların maskesi düşüyor, görmek isteyene.

Besta, Kato Dağı’nda Kürt halkının üstüne bomba yağdıracak operasyonun organizasyonunda yer almakta bir beis görmeyen Yarbay Songül (Sabiha Gökçen)’e olan sempati aslında Türkiye solu için bir turnusol kağıdı. Songül’e yaklaşanlar, hala aydınlıkçı çizgiden kopamayan gizli Kemalistler, Marks-Lenin soslu sosyal şovenistlerdir. “Ordunun içinde Songül gibi solcu insanlar varmış ve onlara ulaşmak gerekiyormuş.”

Sanki gecekondulara, okullara ve fabrikalara kıran girdi!

Kendi ordusunu kurmaktan aciz, emperyalizmin ordusuna güvenecek kadar saf!

 

İki kadın, iki sınıfsal fark

Ayşe Deniz’e de sahip çıkıyor bu sol. Ne de olsa Kürt değil. “Bu PKK’liye neden sahip çıkıyorsunuz” diyenlere cevap olarak: “Biz sosyalistler ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkını destekliyoruz” sosyalist şablonunu kullanıyorlar. Bu şekilde PKK ile ilişkilendirilmekten “sosyalist bir tavırla” kendilerini şık bir şekilde kurtardıklarını düşünüyorlar! “Biz sosyalistiz. Terörist değiliz” demeye getiriyorlar, ezen ülkenin hakem pozisyonundaki sosyalistleri.

Rojava’dan yükselen ve artık PKK’yi de aşan emperyalizme karşı enternasyonalist mücadeleyi, sosyal şoven gözbağları nedeniyle göremiyorlar. İçinde bulundukları siyasal konjonktürü emperyalistler kadar bile analiz etmekten aciz ve bütün bu tarihsel mirastan hala hiçbir ders çıkaramamış “sosyalistler”!

Bu iki kadının ölümü karşısındaki duruşumuz, bizim Marksist-Leninist’ler, devrimciler, sosyalist feministler olarak diğer feministlerle olan ayrım noktamızdır. Bir tarafta işçilerin emekçilerin, ezilen halkların tarafında hayatını hiçe sayan bir kadın. Diğer tarafta kendi halkının üstüne bomba yağdıran, işçilerin emeğinin kapitalistlere peşkek çekilmesinin bekçisi diğer bir kadın.

Saflar netleştikçe bugün silahlı mücadeleyi savunsalar da sosyal şovenizmin içinde likide olan “Sosyalist-Marksist-Leninist” akımlar mücadele keskinleştikçe artacak gibi görünüyor.

Bir Özgür Gelecek okuru


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

ozgur gelecek 157 1

Alt Menü