GüncelYeni Çıkan Kitaplar

Nisan Yayımcılık- Yeni Kitap | İki Çizgi Mücadelesi

Nisan Yayımcılık’tan okurlarına Marx’tan Mao’ya beş öğretmenin teorisiyle çizilmiş yolu izleyen bakış açısı üzerinden öğretiyi açıklama denemesi olarak İki Çizgi Mücadelesi kitabı çıktı.

H. Merkezi: Marksist Kriz Teorisi (Güncel Küresel Kriz Üzerinden), Küreselleşme ve Üretim Sürecinde Teknolojinin Rolü, Tanrıların Alacakaranlığı ya da Sermayenin Alacakaranlığı ve Marksist Felsefenin Temelleri gibi kitaplarıyla bilinen Ferhat Ali’nin kaleme aldığı İki Çizgi mücadelesi kitabı, ülkemizdeki komünist parti içinde son süreçte yaşanan gelişmelerin tarihsel köklerini anlamak, onun ilkelerinin savunulmasının tarihsel olduğu kadar güncel önemini kavramak için; bu çalışmanın son derece önemli olduğunun altı çizilmektedir.

Tüm kitapevleri ve internet kitap sitelerinden ulaşabileceğiniz kitabın önsözünde şu ifadelere yer verilmektedir:

Sınırlılıklarına, zaaflarına ve sağ kanadının zorlayıcı baskısı altındaki yalpalamalarına karşın, Birinci Emperyalist Savaş öncesi Avrupa sosyal-demokrat partiler için “proleter taktik ve politikanın Marksist bir modelini” teşkil eden Alman Sosyal-Demokrat Partisi dönemine dek gerilere giderek iki çizgi mücadelesine yanıt arayacaktır bu çalışma.

Kuşkusuz ki, Marx ve Engels’in bu süreçteki rolleri, sosyal demokrat partilerin proleter niteliği konusundaki ilkeli tutumları, sosyal-demokrasi içindeki yanlış ve hatalı anlayışlara karşı gerçek bir proleter partinin oluşması için verdikleri yorulmak bilmez savaş ve sonrakiler için gerçek bir temelin nasıl oluşturulduğu da bu çalışmada genişçe işlenecektir.

Marx ve Engels’in 1848 yılında yayınladıkları Komünist Manifesto ile parti öğretisinin sistematik bir açıklamasını verildiği biliyoruz. Marksizm’in sürdürücüleri Marksizm’in bu iki kurucusunun attığı temel üzerinden gerçek proleter partilerini inşa ettiler.

Bunun içindir ki, 1912 Prag Konferansı’nda Lenin tarafından

yeniden kurulan” parti, gerçek komünist partisi olarak, giderek sosyal reform partilerine yozlaşan eski partilerden “oportinist unsurlardan arınmış bir parti) olarak, “savaş öncesi dönemin proleter ve küçük-burjuva çıkarlar blokunun bloku olarak alışılagelmiş sosyal-demokrat partilerden” farklı, Leninist tipte yeni parti olarak tarihe not düşecek ve arz yuvarlağına yayılan Komünist Partilerin kutup yıldızı olacaktı.

1912 Prag Konferansı ise, milat olacaktı gelecekteki proleter partiler için: 1912 öncesi ve sonrası. Bu tarih, proleter partilerin gelişmesinde tarihsel bir kilometre taşıdır.

İşte bu çalışma, bu döneme nasıl ve hangi ideolojik, siyasi ve örgütsel mücadelelerden geçilerek varıldığını ve sonraki dönemin parti anlayışını, parti içinde ortaya çıkan görüş ayrılıklarını, Rus devrimi öncesi ve sonrası aşamaları Lenin ve Stalin’in teorik ışığının süzgecinden geçirerek, bu süreci Çin devrimi ve Mao’nun konuya dair öğretileriyle noktalıyor. Çin devrim sürecinde Mao önderliğinde sağ ve “sol” oportünizme karşı parti içinde verilen uzun süreli iki çizgi mücadelesi ve devrim sonrasında Büyük Proleter Kültür Devrimi ‘ilde en üst düzeye ulaşan biçimine dek olan dönem de bu çalışmada önemli bir yer tuttu.

Bu çalışmanın konusu; iki çizgi konusundaki devrimci Marksizm’in kurucularından sürdürücülerine dek geçen tüm süreci ana damarlarıyla açıklamaktır. Ne var ki, parti nedir sorusundan tutun da dönemin bununla bağlantılı birçok konusunun bu asıl eksen etrafında kendine yer bulduğunu da söylemeliyim.

Şurası açıktır ki, Marksizm’in kurucularının söylediği gibi; eleştiri, bir partinin yaşam öğesidir; kendisini eleştiriye kapalı tutan bir partinin canlılığı, dinamizmi ve yaşam alevi söner. Ne ki bu eleştirinin, yani düşünce özgürlüğünün ya da farklı görüş ayrılıklarının özgürlüğünün de sınırları vardır.

Örgüt, gönüllü insanların kesin ilke ve kurallar temelinde ve belirli koşullar altında bir araya geldiği ve kendi rızalarıyla kurdukları isteğe bağlı bir birliktir. Bu ilke ve kurallara uymayanları, partinin tasfiye etme hakkına sahip olduğunu hiç kimse, hele hele devrim ve sosyalizm için yola çıkan hiç kimse yadsıyamaz.

Düşünce birliği yok olunca partinin parçalanması kaçınılmaz hale gelir.

Zamanında ne de güzel demiş Lassalle: Bir partinin güçsüzlüğünün en büyük kanıtının, onun belirsizliği ve açık ayrım çizgilerinin körelmesidir.

Partinin tabelasından yararlanarak kendi görüşlerinin propagandasını yapmasına hiçbir parti göz yumamaz. “Parti, partiye aykırı görüşleri öven üyelerini kendisinden uzaklaştırmadığı zaman, kaçınılmaz: olarak önce ideolojik ve sonra da maddesel bakımdan parçalanacak, isteğe bağlı bir kuruluştur” derken Lenin, oku hedefine gönderiyordu.

İktidar savaşımında proletaryanın örgütten başka silahı yoksa eğer, bu “silah”ın yeterince disiplinli ve yeterince merkeziyetçi olması, işin “olmazsa olmazıdır”. Kaldı ki, bu ilke, Leninist Parti kavramının kendisinde verilidir.

Bu demektir ki, parti nedir sorusuna verilecek yanıtın kendisindedir iki çizgi mücadelesi öğretisinin özü. Bu öze yan çizen her anlayış eksiktir, dardır ve zaaflıdır.

Birçok konuda olduğu gibi, proletarya diktatörlüğü konusunda da Lenin’den farklı yerde dursa da, “Varlığımızın ve özümüzün asgari ana ilkeleri, bir partinin üyeleri olarak işbirliğimizin temelidir*’ fikri vurgusuyla, Rosa’nın işin iliği ve özüne ısrarla işaret etmesi boşuna değildi. Bu temelin yok edilmesine, partinin omurgasının kırılmasına göz yummak burjuvazinin yararına proletaryayı silahsızlandırmaktır.

Gizlenemez bir gerçektir ki, Marksizm’in kurucularının da sık sık vurguladığı gibi, farklı görüşlerin, en ılımlısından en aşırısına

kadar farklı eğilimlerin proleter partilerin kucağında boy vermesinden, bunların birbirleriyle mücadelesinden kaçınılamaz Ve hatta Engels’ in sözleriyle parti, “diyalektik gelişmenin yasalarıyla tutarlı olan iç savaşım yoluyla gelişebilir.” Lenin’in de dediği gibi, güçlenir ve çelikleşir.

Unutulmasın ki, “parti içi mücadeleler, bir partiye güç ve canlılık verir”. Ne var ki, proleter olmayan görüşler üzerinden ikinci çizgi, Lenin’in deyimiyle, partide “caiz” görülemez. Yani onu proletarya partilerinin “meşru” bir bileşeni, daha başından onun yapışığı olarak görmez devrimci Parti öğretisi. Böyle olduğu içindir ki, Lenin’in oportünizm baş düşmanınızdır şiarı, her proleter partinin başında asılı duran bir tabela gibidir. Gerçek komünizmin ilk koşulu oportünizmle kopmaktır diyen de Lenin ‘dir.

Hiç şüphesiz ki, proleter çizgiye aykırı ikinci bir çizgi, proletarya üzerinde burjuva etkinin izdüşümü olarak ikinci çizgi, caiz görülse de görülmese de onu parti içinde var eden, mayalanmasına gelişme olanağı sağlayan çok derin kökler ve temel var. Bu kökleri ve temeli ne yok edebilirsiniz ve ne de yok sayabilirsiniz. Proletarya partilerindeki görüş ayrılıklarının bu köklerini ya da bu temeli açıklamakla bu çalışmaya bir giriş yapılacaktır.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı